.
MENU
.

Çocukların İlk Mal Varlığı: Oyuncakları ve Odaları

Nesnelerin Benlik Gelişimine Sessiz ve Güçlü Katkısı

Çocukların hayatındaki ilk gerçek "sahiplik" hissi, oyuncaklarla başlar. Yetişkinlerin gözünde sıradan olan bir peluş ayı, bir tahta blok ya da eski bir battaniye… Çocuğun ruhunda çoğu zaman çok daha büyük bir anlam taşır. Aslında bu nesneler, çocuğun benliğinin ilk uzantılarıdır.

Psikanalitik literatürde önemli bir yer tutan "geçiş nesnesi" kavramı, çocukların oyuncaklarıyla kurduğu derin duygusal bağın bilimsel açıklamasıdır. Bir çocuk uykuya dalarken battaniyesine sarılıyorsa, o battaniye çocuğun kendi kendini yatıştırma becerisini inşa eden bir araçtır. Bazen bir oyuncak ayı, çocuğun kaygısını taşır; bazen duygularını konuşamasa bile onun adına anlatır.

Odalar ise çocuğun psikolojik sınırlarını öğrendiği ilk özel alanlardır. Bir danışanımın 3 yaşındaki çocuğu sürekli oyuncaklarını saklıyor, hatta kimseye vermek istemiyordu. Aile bunu "inatçılık" olarak yorumluyordu. Fakat derinlemesine baktığımızda, bu davranışın aslında çocuğun "alanını ve benliğini koruma" çabası olduğunu gördük. Çünkü çocuklar, sahip oldukları nesneler üzerinden kim olduklarını keşfeder.

Bu yüzden çocuk mobilyalarının düzeni sadece estetik bir tercih değildir; çocuğun benlik algısı üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Örneğin, çocuğun boyuna uygun bir kitaplık koyduğunuzda ona farkında olmadan şu mesajı verirsiniz: *“Sen bu evde varsın. Bu alan senin için düzenlendi.”* Bu mesaj, özgüvenin temellerini güçlendirir.

Oyuncaklar da çocuğun en aktif öğrenme laboratuvarıdır. Bloklarla bir kule yaparken, çocuk sabrı; kulenin yıkılmasıyla da yeniden deneme cesaretini öğrenir. Kule her yıkıldığında çocuk aslında kendi içinde çok kıymetli bir cümle kurar: *“Devam edebilirim.”* Bu cümle, ileride karşılaşacağı zorluklarla baş etme kapasitesinin erken bir provasıdır.

Çocuk odaları da aynı şekilde çocuğun iç dünyasının mimarlarıdır. Bir dolabın kapağını kendi açabilmesi, oyuncaklarını kendi yerine koyabilmesi, kendi yatağında uyumayı deneyimlemesi… Tüm bunlar çocuğun benlik sınırlarını ve bireyselliğini besler.

Ek olarak, çocukların odalarındaki nesnelerle kurduğu ilişki, onların duygusal hafızasını da şekillendirir. Örneğin, bir oyuncak arabanın kırılması bazı çocuklarda yoğun üzüntü yaratabilir çünkü o nesneyle yaşadığı oyun deneyimleri, hayal kurduğu senaryolar aslında duygusal bir bütün oluşturur. Bu durum, çocuğun nesneler aracılığıyla duygusunu taşıyabildiğinin bir kanıtıdır. Çocuğun bu süreçte desteklenmesi, duygularının küçümsenmemesi, benlik değerini güçlendirir.

Aynı şekilde, çocuğun odasında kendi kontrol edebildiği alanların olması—bir çekmece, bir raf, bir sepet—ona kendi kararlarını verme fırsatı sunar. *“Bu benim kararım.”* duygusu, çocuk gelişiminin en kritik yapı taşlarından biridir. Bu yapılar, ileride çocukların özgüven, sınır koyma ve öz düzenleme becerilerine doğrudan katkı sağlar. Böylece oda, sadece bir yaşam alanı değil, çocuğun kendi gelişim yolculuğunu yönettiği bir merkez hâline gelir.

Ve unutmayalım: Bir çocuğun odası onun minik dünyasıdır. Oradaki her nesne, her düzenleme, her oyuncak çocuğun iç dünyasında bir karşılık bulur. Bir nesnenin kırılması, bir oyuncağın kaybolması ya da yeni bir raf eklenmesi bile çocuğun ruhsal düzeninde bir değişiklik yaratabilir. Çünkü odalar sadece mekân değildir; çocuğun duygularının, hayallerinin ve benliğinin sessiz arşividir.

 

Çocuk Gelişimi Uzmanı ve Yazar
Gözde Erdoğan
 

PAYLAŞ
0
SEPETİM